CaniasERPSektörlerTeknoloji

Türkiye ve Dünya’da Karbon Ayak İzi Yönetimi: Canias ERP ve Blockchain Yaklaşımı

Karbon Emisyonu Nedir ve Neden Önemlidir? Sanayi sektörü, küresel karbon emisyonlarının büyük bir kısmından sorumludur. Karbon ayak izinin büyüklüğü, yalnızca çevreye olan etkilerle sınırlı kalmaz; aynı zamanda şirketlerin regülasyonlara uyum sağlama zorunluluğu ve finansal sürdürülebilirliği açısından da büyük bir öneme sahiptir. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) gibi uygulamaları, sanayi şirketlerini karbon emisyonlarını şeffaf bir şekilde raporlamaya ve azaltmaya teşvik etmektedir.

Dünyanın Karbon Emisyonlarıyla İlgili Aldığı Kararlar ve Gelecek Yıllar İçin Hedefler

Dünya genelinde karbon emisyonlarının azaltılması için birçok küresel anlaşma ve karar alınmıştır. Bunların başında Paris İklim Anlaşması gelmektedir. Bu anlaşma, ülkeleri karbon emisyonlarını azaltmaya teşvik ederek küresel sıcaklık artışını 1,5°C’nin altında tutmayı hedeflemektedir. Ayrıca, 2050 Net Sıfır Emisyon Hedefi, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve AB Yeşil Mutabakatı gibi politikalar, sanayi sektörüne büyük sorumluluklar yüklemektedir.

Gelecekte bu kararların daha da sıkı hale gelmesi beklenmektedir. Sanayi şirketleri, bu süreçlere erken uyum sağladıklarında hem yasal düzenlemelerle ilgili risklerden kaçınabilecek hem de daha rekabetçi bir konumda olabileceklerdir. Öte yandan, hazırlıksız yakalanan firmalar, ağır karbon vergileri, ihracat kısıtlamaları ve finansal cezalar ile karşı karşıya kalabilir.

Türkiye’nin Karbon Emisyonu ile İlgili Taahhütleri ve Uygulamaları

Türkiye, Paris Anlaşması’na taraf olmuş ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedefini resmen açıklamıştır. Bu hedef doğrultusunda kamu kurumları ve özel sektör iş birliğiyle çeşitli strateji ve uygulamalar geliştirilmektedir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı öncülüğünde, Yeşil Mutabakat Eylem Planı doğrultusunda karbon yönetimi, yeşil finansman ve sürdürülebilirlik raporlaması gibi konularda kapsamlı çalışmalar sürdürülmektedir.

Türkiye’de bazı büyük ölçekli sanayi kuruluşları, karbon kredisi oluşturma ve ticaretine dair pilot projeler geliştirmektedir. Bu firmalar, gönüllü karbon piyasalarında pozisyon alarak hem çevresel hem de ekonomik fayda sağlamayı amaçlamaktadır. SKDM uyum sürecine hazırlık niteliğinde olan bu uygulamalar, ihracat yapan firmalar için stratejik bir avantaj sunmaktadır.

Ayrıca, ISO 14064 ve GHG Protocol gibi uluslararası standartlara uygun karbon envanteri hazırlıkları hız kazanmış, birçok firma emisyon verilerini dijital platformlar üzerinden toplamaya başlamıştır. Bu gelişmeler, Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşma yolunda attığı önemli adımlar arasında yer almaktadır.

Canias ERP ESM Modülü: Dijital Sürdürülebilirlik Altyapısı

Sanayi şirketlerinin bu dönüşüme uyum sağlamasında ERP sistemlerinin rolü giderek artmaktadır. Bu noktada Canias ERP’nin 903 versiyonuyla sunulan Enterprise Sustainability Management (ESM) modülü, sadece karbon emisyonlarının raporlanmasını değil, sürdürülebilirliğe ilişkin tüm verilerin ERP süreçlerine entegre edilmesini sağlayan kapsamlı ve parametrik bir çözümdür.

 ESM’in içindeki ESMT02 alt modülü, enerji tüketiminden hammadde kullanımına kadar çeşitli kaynaklardan veri toplayarak bunları gerçek zamanlı göstergelere dönüştürebilir. Bu sayede sistem yalnızca geriye dönük analizlere değil, aynı zamanda anlık izleme ve ileriye dönük stratejik planlamaya da hizmet eder.

Ayrıca IoT sensörleri üzerinden veri alımı yaparak, dış kaynaklardan gelen verilerin bağlamlı ve doğrulanabilir bir yapıda ERP’ye aktarılmasını mümkün kılar. Bu yapı, yalnızca çevresel etki takibi için değil, aynı zamanda regülasyon bazlı parametrik genişleme altyapısıyla farklı ülke ve bölge standartlarına uyarlanabilir formdadır.

Sektörel Veri Toplama Sorunları: ERP’den Bağımsız Genel Zorluklar

Karbon emisyon verilerinin sağlıklı bir şekilde toplanması ve raporlanması süreci, ERP sistemlerinden ziyade, veri kaynaklarının standardizasyonu ve dijitalleştirilmesiyle ilgilidir. Özellikle analog sistemler, manuel kayıtlar ve sensörsüz üretim altyapıları bu süreci yavaşlatmakta, verinin doğruluğu ve bağlamlılığı açısından sorunlara yol açmaktadır.

ESM gibi modüller, ERP düzeyinde sürdürülebilirlik verilerinin yönetimi için güçlü bir altyapı sunsa da, bu sistemlerin etkinliği; üretim sahasında IoT sensörleri, otomasyon sistemleri ve dijital veri kaynaklarıyla desteklenmediği sürece sınırlı kalacaktır. Bu nedenle asıl dönüşüm, verinin doğrudan üretildiği sahada başlamalıdır.”

Blockchain ile Karbon Emisyonu Yönetimi: Potansiyel ve Katma Değer

Blockchain teknolojisi, karbon emisyon verisinin izlenmesi ve doğrulanması için şeffaf, güvenilir ve değiştirilemez bir kayıt yapısı sunar. Özellikle karbon kredisi ve SKDM gibi süreçlerde, IoT sensörlerinden gelen verinin doğruluk ve bağlam ilişkisi korunarak blockchain’e aktarılması, sistemin güvenilirliğini artıracaktır.

Blockchain’in sunduğu avantajlar:

  • Gerçek zamanlı veri akışı ile entegre izleme

  • Şeffaf ve değiştirilemez veri kayıtları

  • Karbon kredisi işlemlerinin güvenilir şekilde doğrulanması

  • Regülasyonlara uyumlu akıllı sözleşmeler

Ancak burada dikkat edilmesi gereken, blockchain’in tek başına yeterli olmadığıdır. Sistemin değeri, ERP’deki dijital sürdürülebilirlik altyapısı tamamlandıktan sonra bir doğrulama ve izlenebilirlik katmanı olarak devreye girmesidir.


Sanayi Şirketleri İçin Blockchain Entegrasyonunun Sağlayabileceği Katkılar

  • AB regülasyonlarına uyumun kolaylaşması

  • Karbon kredisi ticaretinde şeffaf ve güvenilir işlem altyapısı

  • Geriye dönük değil, anlık karar destek sistemlerinin oluşması

  • Dijital dönüşüm süreçlerinin hızlanması (Endüstri 4.0 uyumu)


Gelecekteki Öngörüler ve Zorluklar:

  • Daha Sıkı Emisyon Hedefleri: 2030’lar ve 2040’larda, karbon emisyonları konusunda daha sıkı küresel hedefler bekleniyor. Ülkeler ve şirketler, karbon salınımlarını daha fazla sınırlamak için yeni yasalar ve düzenlemeler çıkarabilir.
  • Teknoloji ve Yenilikte Öncülük: Sıfır emisyonlu araçlar, hidrojen yakıt hücreleri, yenilenebilir enerji yatırımları gibi alanlarda karbon emisyon projeleri, şirketin sektörün öncüsü olmasına yardımcı olabilir. Gelecekte, bu teknolojilerin benimsenmesi daha da hızlanacaktır. Şirketler bu yenilikçi teknolojilere erken yatırım yaparak rakiplerine göre önemli bir rekabet avantajı elde edebilir.
  • Yenilenebilir Enerji Altyapısı ve İleri Düzey Lojistik: Yenilenebilir enerji altyapısı ve enerji verimliliği projeleri, gelecekteki gelişen pazarlar ve iklim düzenlemeleri için kritik olacaktır. Ancak, bunun başarısı, küresel enerji ağlarının bu tür teknolojileri destekleyip desteklemediğine de bağlıdır.
  • Halk ve Yatırımcıların Talepleri: Çevre dostu teknolojilere olan talep artarken, şirketlerin yatırımcıları ve müşterileri, sürdürülebilir uygulamaları daha fazla talep edecektir. Şirketlerin bu taleplere yanıt vermesi, yalnızca çevresel etkiyi azaltmakla kalmaz, aynı zamanda şirketin finansal performansını da olumlu yönde etkiler.

Hazırlanmayan Firmaları Bekleyen Tehditler:

  • Emisyon Yükümlülükleri ve Cezalar: Küresel emisyon düzenlemelerine uyum göstermeyen şirketler, yasal cezalar, ek maliyetler ve olumsuz tüketici tepkileriyle karşılaşabilir. Örneğin, Avrupa Birliği ve diğer gelişmiş ülkeler, belirli emisyon limitlerine uymayan otomobil üreticilerine ciddi cezalar uygulamaktadır. Bu durum, piyasadaki paylarını kaybetmelerine yol açabilir.
  • Artan Rekabet Avantajı Kaybı: Sürdürülebilirlik ve çevre dostu uygulamalar, önümüzdeki yıllarda şirketlerin rekabet avantajları arasında önemli bir faktör haline gelecektir. Şirketlerin karbon emisyonları azaltma projeleri, çevre dostu üretim ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla, gelecekte pazar lideri olma yolunda önemli bir adım atmaktadır. Bu tür projeleri benimsemeyen şirketler, pazarda geride kalabilir.
  • Tüketici Talepleri: Tüketiciler, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir markaları tercih etmeye devam edecek. Çevresel açıdan sorumsuz şirketler, daha çevre bilincine sahip tüketiciler tarafından tercih edilmeyebilir ve bu da şirketin satışlarını ve marka değerini olumsuz etkiler.
  • Yatırımcı Güveni: Sürdürülebilirlik ve çevre dostu projelere yatırım yapmayan şirketler, çevre bilincine sahip yatırımcılardan gelen fonları kaybedebilir. Yatırımcılar, çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterlerine uygun şirketlere yatırım yapmayı daha fazla tercih edecek.

Hangi Sektörlerde Uygulanabilir?

  • Petrokimya ve Kimya Sanayi
  • Madencilik ve Metal Üretimi
  • Çimento ve İnşaat Sektörü
  • Otomotiv ve Lojistik
  • Enerji Üretimi

Sonuç ve Öneri:

Sanayi şirketlerinin karbon emisyonlarını izleme ve yönetme sorumluluğu artık sadece çevresel değil, aynı zamanda stratejik bir gerekliliktir. Canias ERP’nin ESM modülü, bu dönüşümün ERP tarafındaki temel taşlarından biri olurken, blockchain gibi teknolojiler ise bu yapının üzerine entegre edilebilecek değer katmanlarıdır.

Bu yazı, karbon yönetimi konusuna bütünsel bir bakış açısı sunmayı ve sektör paydaşlarını bu değişime hazırlamayı amaçlamaktadır.

Görüşlerinizi ve katkılarınızı paylaşarak siz de bu dönüşüme katkı sağlayabilirsiniz.

 

 

Zeynep Şen

Senior Enterprise Resources Planning Software Specialist

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu